Gelecek istasyonsuz olacak: Kentler “serbest ulaşım”la işleyebilir mi gerçekten?

Londra merkezli ulaşım uygulaması Citymapper geçen hafta yeni bir ifade kullanmaya başladı: “serbest ulaşım”. Şirket bu yeni sistemin sabit duraklar veya altyapı gerektirmediğini ve kentlerde hareket etme konusundaki bazı eksiklikleri gidereceğini belirtiyor.

Londra’daki Ofo ve Mobike benzeri sabit istasyon gerektirmeyen bisiklet kiralama hizmetleri, San Francisco’daki Bird ve Lime elektrikli scooter’ları ya da Daimler’ın kısa dönemli araba kiralama hizmeti Car2Go gibi yeniliklerin de Citymapper uygulaması tarafından desteklenmesi ve otobüs ve trenler gibi geleneksel toplu ulaşım seçenekleri ile bir araya getirilmesi fayda ve kolaylık sağlayacak.

Bu yeni hizmetlerde, GPS ve hücresel bağlantı kullanılması sayesinde, hangi aracın ne zaman kiralandığını takip etmek, kullanım dakikasına göre ücretlendirme yapmak ve yolculuk sonunda nereye bırakılmış olursa olsun aracı kilitli duruma getirmek mümkün oluyor. Böyle hizmetler bu yıl hızla popülerleşti ve araba sahibi olmaktan vazgeçmek veya satın alma yerine kiralamayı tercih etmek gibi trend’lerin önünü açtı.

Böyle ulaşım sistemleri gitgide yaygınlaşıyor. Peki geleceğin kentlerinde nasıl bir rolleri olabilir? Citymapper’daki güncelleme, yeni sistemlerdeki pürüzlerin halledilmesi ve iyileştirmeler yapılması halinde neler olabileceğine dair bir fikir veriyor. Mevcut durum ise beklentilerimizi kimi açılardan aşıyor, kimi açılardan ise tam anlamıyla karşılamıyor.

Serbest ulaşım seçenekleri, bilhassa Uber fırsatını kaçırdığına yazıklanan yatırımcılara epey cazip geliyor. Scooter şirketi Bird’in geçen ay 300 milyon dolar gibi şaşırtıcı bir seviyede yatırım alarak 1,7 milyar dolarlık değere kavuşmasının ardında yatan en önemli neden de yatırımcıların ulaşım alanındaki yeni potansiyelleri değerlendirme heyecanı olsa gerek. Bu hafta da benzer bir gelişme oldu. Uber ve Google’ın, Bird’ün rakibi olan ve Avrupa’da faaliyete başlayarak parlak yeşil scooter’larını Paris sokaklarına salan Lime’a yaptığı yatırımlarla şirket 1,1 milyar dolarlık değere kavuştu.

İstasyonlu bisiklet kiralama sistemleri ya da (Zipcar türü) belirli alanlara park edilmiş kiralık araba uygulamaları gibi önceki sistemlerin aksine bu yeni oluşumlarda başlangıç maliyeti epey düşük. İstasyonlar inşa etmeye veya daimi park alanları için kent yönetimlerine ödeme yapmaya gerek kalmıyor ve talepteki yoğunluğun devam etmesi halinde kazanç da cidden yüksek olabiliyor.

Örneğin Bloomberg’den Brad Stone’a göre Bird şirketine ait bir scooter günde yaklaşık 10 dolar getiriyor. Bu takriben beş kısa yolculuğa karşılık geliyor. Scooter’ın arada yeniden şarj edilmesi gerekiyor. Bu işlem için başka firmalara araç başına 5 dolar ödeniyor. Dolayısıyla günlük net kâr 5 dolar oluyor. Bu işleyişle, 300 dolara alınan ve GPS ve kilit mekanizmaları için 50 dolar harcama yapılan bir scooter iki ay içinde masrafını çıkarıyor.

Fakat yalnızca kârlı olması serbest ulaşımın kentler için iyi bir seçenek olduğu anlamına gelmiyor. Sektörün gelişimi bazı aksaklıklarla ilerliyor. Büyük problemlerden biri kaldırımların hem ortak alan hem de sınırlı bir kaynak olması. San Francisco’daki Bird scooter’lar da Londra’daki Ofo bisikletler de kaldırımlarda aşırı doluluk yaratıyor. Kullanıcıların araçları istedikleri yerlere bırakabilmeleri kaçınılmaz bir şekilde kaldırımların boş araçlarla dolmasına yol açıyor.

Bu da yerine göre rahatsız edici bir durum, çirkin bir manzara veya tehlike yaratabiliyor. Londra’daki çocuklu aileler, bisiklet yığınlarını geçebilmek için bebek arabalarını yola çıkarmak durumunda kalmaktan şikayetçi. Los Angeles’ta yaşayan tekerlekli sandalyeli kişiler ise normalde kullandıkları yolların etrafa dağılmış scooter’lar nedeniyle kapanmış olmasıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Serbest ulaşım önceki ulaşım girişimlerini etkileyen yasal yükümlülüklerin birçoğundan muaf olsa da önü tamamen açık değil. Örneğin elektrikli scooter’lar Birleşik Krallık’ta kolayca yaygınlaşamaz; zira yolda veya kaldırımda kullanılmaları yasak. İstasyonsuz bisiklet kiralama hizmetleri, kask kullanımının mecburi olduğu Avusturalya’da da böyle bir takım güçlüklerle karşı karşıya.

Yine de Citymapper, bölgesel düzeyde yaşanan güçlüklere rağmen dünyanın geleceğinin böyle olacağını düşünüyor. Uygulamanın, çoğu serbest ulaşım sağlayıcı ile entegrasyonu şu an düşük seviyede. Bisiklet, araba ve scooter’lar ücret gibi bilgileriyle birlikte haritada belirecek. Ancak bilgiler şirketin çok modlu yolculuk planlayıcısı ile tam olarak birleştirilmiş değil henüz.

Citymapper’a göre, bu gerçekleştiğinde yeni hizmetler de tüm diğer ulaşım seçenekleri gibi kullanıcılara sunulacak. Ofo bisikletle metroya gitmek otobüs beklemekten daha kısa sürüyorsa, uygulama kullanıcıya bu seçeneği önerecek.

Uygulamanın yeni halini görüntülemek için hazırlanan örnek (Londra’nın kuzeydoğusunda bulunan ve ulaşım açısından zorlu Stoke Newington bölgesine bir yolculuk) serbest ulaşımın potansiyel eksiklerini açığa seriyor. Üç dakika yürüyüp bir bisiklet alarak 30 dakikada metroya ulaşmayı planlamak hayli kolay, ancak dönüş yolculuğunuzu planlamak bir şekilde daha zor. Bisiklet hâlâ orada olacak mı? Yoksa bambaşka bir yoldan mı gideceksiniz? (Bu kurgusal bir mesele değil sadece. Ben birkaç kez bizzat yaşadım. Nihayet bir bisiklet bulduğunuzda onun çalışmaz halde olduğunu görmek ise daha da kötü).

Serbest ulaşım da istasyonlu bisiklet kiralama sistemlerinin ilk yıllarında yaşanan türden problemlerle karşı karşıya: bireylerin kent içindeki hareketleri birbirinden yoğun derecede etkileniyor. İş çıkışı saatleri gibi trafiğin yoğun olduğu aralıklar bunun belirgin bir örneği. Londra’daki Santander bisikletlerinin belirli bir andaki durumuna dair veri görselleştirmelerini incelediğiniz takdirde başka trendler de kolayca görülebiliyor. Yazın, güneşli bir Cumartesi günü öğlen birde Hackney’deki Victoria Park’ın dışında bisiklet bırakacak alan bulmak da sekiz saat sonra eve dönmek için yeni bir bisiklet bulmak da aynı derecede zor olur. Bisiklet kiralamak isteyenlerin beklemesi için bir istasyon olmadığında bu problem daha da karmaşıklaşır.

Serbest ulaşım sistemlerinin birçoğu kendilerini bekleyen potansiyel güçlükleri fark etti ve bunlara yönelik adımlar atıyor. Örneğin bazı bisiklet sağlayıcılar Londra’daki bisiklet kiralama ağını örnek aldılar ve ücra noktalara bırakılmış bisikletleri toplayıp yakınlardaki ulaşım merkezlerine aktarıyorlar. Uber’in bünyesine geçmiş olan bisiklet sağlayıcı Jump, kullanıcıların gerektiğinde alabilmek adına önceden kiralama yapabilmesine (ve yine sadece kullanılan dakikaya göre ödeme yapmasına) imkân sağlıyor.

Akıllı ulaşım planlamacıları da çalışmalarını sürdürüyor elbette. Kendimizi bütünüyle Citymapper’a bırakıp, bildiğimiz rotalarda bile ondaki talimatları birebir izleyecek olursak uygulama da koşullar doğrultusunda gelişip güncellenebilir ve boşalan bir bisiklet olduğunda sizi o tarafa yönlendirebilir veya ulaşmak istediğiniz scooter o sırada alınırsa size otobüs kullanmanızı önerebilir.

Fakat nihayetinde serbest ulaşımın da klasik ulaşım sistemlerinin benimsediği bir konuyu dikkate alması gerekiyor: esneklik eğlenceli olabilir, ancak kentler emniyetli seçeneklerle ilerler.

Alex Hern’ün 11 Temmuz 2018’de The Guardian’da yayımlanmış yazısından çevrilmiştir.

Yazının orijinal linki: https://www.theguardian.com/cities/2018/jul/11/future-dockless-city-really-run-floating-transport-apps-scooters-bikes

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.