Robot Biliminin Yükselişiyle Birlikle Yasalar Karışacak ve İnsanlar için İş Kontenjanları Oluşturulacak

  Bir araştırmaya göre, robot bilimindeki gelişmeler bizi “endüstri devrimi 4.0”a taşıyacak ve çalışma hayatının işleyişini ve yasal çerçeveleri değiştirecek. 

Uluslararası Barolar Birliği’nin (IBA) hazırladığı bir rapora göre, yapay zeka ve robot bilimindeki yenilikler devletleri insan istihdamı için kontenjanlar oluşturmak durumunda bırakabilir, geleneksel çalışma âdetlerini altüst edebilir ve sürücüsüz araçların sigortalanması gibi konularda açmazlar doğurabilir.

Üniversite eğitimi gerektiren işlerin üçte birinin zamanla makine veya yazılımlar tarafından yapılır hale geleceğini öne süren bu araştırma, iş yaşamı ve güvenlikle ilgili mevcut düzenlemelerin de hızla yetersiz kalacağına dair uyarıda bulunuyor.

Araştırmaya göre, robotlardan oluşan üretim hatlarının ve akıllı bilgisayar sistemlerinin insan iş gücünden daha az maliyetli olmasıyla birlikte, ucuz iş gücüne dayalı olan, daha zayıf ve gelişmekteki ekonomilerin rekabet avantajı yakın gelecekte sarsılacak.

Almanya’daki araba endüstrisinde çalışan bir işçinin saatlik ücreti 40 avro (34 sterlin). Bir robotun saatlik maliyeti ise yalnızca 5-8 avro aralığında. Raporda, “Yani üretim yapan bir robotun maliyeti Çin’deki bir işçiden daha düşük,” diye belirtiliyor. Üstelik robotlar “hastalanmıyor, çocuk doğurmuyor ya da grev yapmıyor. Yıllık izin hakları da yok.”

Hızlı teknolojik değişimin hukuki yansımalarına odaklanan 120 sayfalık rapor, küresel bir hukuk forumu olan Uluslararası Barolar Birliği’nde, iş hukuku üzerine çalışan uzman bir ekip tarafından hazırlandı.

Raporda hem iş yaşamını daha şimdiden etkileyen değişiklikler, hem de “endüstri devrimi 4.0” diye adlandırılan durumun getireceklerine dair değerlendirmeler yer alıyor. Önceki üç devrim ise endüstriyelleşme, elektriklenme ve dijitalleşme olarak sıralanıyor. “Endüstri 4.0”, üretim ve hizmet sektöründe fiziksel unsurlar ile yazılımın bütünleştirilmesini içeriyor. Raporda da belirtildiği üzere, Amazon, Uber, Facebook, “akıllı fabrikalar” ve 3 boyutlu baskı bu süreçte başı çeken isim ve uygulamalardan.

Köln’de iş hukuku alanında çalışan, IBA’ya bağlı Küresel İstihdam Enstitüsü’nün başkan yardımcılığını yürüten ve raporun baş yazarlığını yapmış olan Gerlind Wisskirchen şöyle diyor: “Mevcut devrimin yeni kısmı değişimdeki canlılık ve yapay zeka ile robot biliminin yarattığı etkinin genişliği.”

“Günümüz toplumunda insanlar tarafından gerçekleştirilen her seviyedeki işin robotlara veya yapay zekaya devredilmesi riski söz konusu. Çalışan insanların haklarını korumak üzere geliştirilmiş yönetmeliklerin bir kısmı zamanla kullanışsız bir hale gelecek … Otomasyondaki artışa karşılık olabilecek yeni iş ve istihdam kanunlarına ihtiyacımız var acilen.”

Raporu hazırlayanlara göre gelecekte devletlerin hangi işlerin yalnızca insanlar tarafından yapılması gerektiğine karar vermesi gerekecek (mesela bebek bakımı). “Devlet her sektöre bir tür ‘insan kontenjanı’ getirmeli ve ‘insanlar tarafından yapıldı’ gibi açıklamalar olup olmayacağına veya makine kullanımı için vergiler konulup konulmayacağına karar vermeli.”

Kendi başına çalışan makinelerin artması, sürücüsüz araçlar gibi yeni teknolojilerde yaşanan kazalarda yasal sorumluluğun nasıl tanımlanacağına dair problemlere yol açacak. Sigorta bedelini araç sahibi mi, yolcular mı, yoksa üreticiler mi karşılayacak?

Araştırmada, “Yükümlülük meseleleri, tam otomatik araçlar için aşılamaz bir engel halini alabilir,” diye uyarıda bulunuyor. Sürücüsüz forkliftler fabrikalarda daha şimdiden kullanılır oldu. Geçtiğimiz 30 yılda ABD’de 33 çalışanın robotlar nedeniyle hayatını kaybettiği de belirtiliyor.

Makine otomasyonunun bazı kısımlarına sınırlar getirilmesi gerektiği söyleniyor. Araştırma, Savunma Bakanlığı’nın desteklediği bir ilkeyi benimsiyor. Buna göre, kendi hedeflerini seçebilecek şekilde programlanabilen ve kendi başına çalışabilen insansız hava araçlarının geliştirilmesini ve kullanılmasını önlemek adına “döngüde daima bir insan” bulunması gerekiyor.

Rapora göre, “Yapay zeka bilimine kapalı alan, insanlar tarafından belirlenmiş bir karar olmaksızın ateş açabilen silah sistemleri. Bu tür makinelerdeki aksaklıkların sonuçları çok büyük olur. Dolayısıyla hem ABD’nin hem de Birleşmiş Milletler’in, otomatik silah sistemlerini yasaklanmaya eğilmesi yönünde büyük talep söz konusu.”

“Yapay zeka” ifadesi ilk olarak 1955’te, Amerikalı bilgisayar bilimci John McCarthy tarafından kullanıldı. Kendisi, “öğrenmenin tüm yönlerini ve zekanın tüm diğer özelliklerini bir makineye aktarabilecek denli net bir şekilde belirlemenin” ilkece mümkün olduğuna inanıyordu. Günümüzde yazılım mühendisleri McCarthy’nin bu hedefine ulaşmak adına çalışıyor hâlâ.

Serbest çalışanlardan oluşan “proje bazlı çalışma ekonomisi”nin gerçekliği ile mevcut yasal çerçeveler arasındaki yarık gitgide büyüyor. Yeni bilgi ekonomisi, tekellerin ve zengin ile yoksul arasındaki gelir uçurumunun artmasına yol açacak muhtemelen; çünkü “pek çok kişi işsiz kalacak; fakat yüksek nitelikli, yaratıcı ve iddialı profesyonellerin varlıkları artacak.”

Ortadan kalkması en muhtemel mesleklerden bazıları muhasebecilik, mahkeme katipliği ve mali kurumlardaki memurluklar.

Bazı avukatlar bile işsiz kalma riski altında. Raporda, “Akıllı bir algoritma, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını inceleyerek metinlerde bazı örüntüler tespit etti,” deniliyor. “Bazı vakalarla ilgili bilgi sahibi olan algoritmanın diğer vakaların sonuçlarına dair tahminleri %79 oranında isabetli oldu …  Denetim firması Deloitte’un gerçekleştirdiği bir çalışmaya göre, İngiltere hukuk sektöründeki 100.000 pozisyon önümüzdeki 20 yılda otomasyonla halledilebilir duruma gelecek.”

Endüstri sektöründe robot kullanımının en yoğun olduğu ülke Güney Kore. Ülkede imalat endüstrisindeki her 10.000 çalışandan 437’si robot. Bu sayı Japonya’da 323, Almanya’da ise 282.

Robotlar kısa zaman içinde evlerimizi ve eğlence alanlarımızı istila edebilir. Rapora göre, Japonya’nın Sasebo kentindeki Henn-na Hotel’de “aktroid”ler (insan benzeri robotlar) kullanılıyor. “Robotlar insanları karşılayıp servis yapmanın yanı sıra odaları temizliyor ve valiz taşıyorlar. 2016’dan beri yemek de hazırlıyorlar.”

Robotlar konuklara üç dilde hizmet verebiliyor. Otel, işlerin %90’ını robotlara vermeyi ve problem durumlarında müdahale gerekip gerekmediğini anlayabilmek adına CCTV sistemi aracılığıyla operasyonları izleyecek birkaç insanı da ekipte bulundurmayı planlıyor.

Rapora göre, yarı zamanlı çalışanların ve uzaktan çalışmanın artmasıyla ve mesai saatleri ile serbest zamanlar arasındaki ayrımın gitgide bulanıklaşmasıyla birlikte geleneksel iş yeri kavramı da karışıyor. Onun yerine, “latte’li macchiato’lu” iş ortamları çoğalıyor; kurumsal veya serbest çalışanlar, diz üstü bilgisayarlarıyla yakınlarındaki kafelere gidip işlerini oralarda yapıyorlar.

Nihayetinde iş yerlerinin tek amacı, çalışanlara sosyal bir ağ sağlamak olabilir.

Owen Bowcott’ın 4 Nisan 2017 tarihinde The Guardian’da yayımlanmış yazısından çevrilmiştir. 

Yazının orijinal linki: https://www.theguardian.com/technology/2017/apr/04/innovation-in-ai-could-see-governments-introduce-human-quotas-study-says?CMP=Share_AndroidApp_Gmail

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.