Google’ın Geliştirdiği Yapay Zekanın Go Oynayışını İzlemenin Hüznü ve Güzelliği

 

Fan Hui, yapılan hamlenin epey tuhaf olduğunu düşünmüştü başta. Güzelliğini sonra fark etti.

“Bir insanın yapacağı bir hamle değil. Daha önce böyle oynayan bir insan görmedim,” diyor. “Öyle güzel ki.” Bu sözcüğü sürekli tekrarlıyor. Güzel. Güzel. Güzel.

Bahsettiği hamle, dünyanın başlıca go oyuncularından Lee Sedol ile Google ekibinin geliştirdiği yapay zeka sistemi AlphaGo arasındaki tarihi go karşılaşmasındaki ikinci oyunun 37. hamlesiydi. Seul şehir merkezindeki Four Seasons otelinde oynanan oyunun ilk saati sona ermek üzereydi; AlphaGo, hamlelerini uygulayan kişiye, 19×19 ebatlarındaki tahtanın sağ tarafındaki açık alana bir siyah taş yerleştirmesini iletti. Hemen hemen herkes şaşkına dönmüştü.

İngilizce konuşan ve kendisi de epey marifetli bir go oyuncusu olan bir yorumcu, “Çok şaşırtıcı bir hamle,” dedi. Ardından başka bir yorumcu kıkırdayarak, “Ben hata sandım,” dedi. Ama buna en çok şaşıran Lee Sedol olmuştu muhtemelen; ayağa kalktı ve salonu terk etti. “Yüzünü falan yıkayıp toparlanması gerekiyor,” dedi ilk yorumcu.

Lee Sedol masaya döndüğünde bile ne yapacağını pek bilmiyordu ve sonraki hamlesine karar vermesi 15 dakika kadar sürdü. AlphaGo’nun hamlesi oyunun o zamana kadarki seyrinden epey uzaktı. Makine, tahtanın alt kısmında bir grup taş bırakmış, başka bir yerde hamle yapmıştı temelde. AlphaGo, siyah taşını Lee Sedol’un daha önce oynadığı, tek başına duran bir beyaz taşın hemen altına koymuştu. Başka bir durumda mantıklı gözükebilecek bu hamle o noktada kimsenin aklına gelebilecek bir şey değildi; insanların 2500 yılı aşkın süredir go oynadıklarını hesaba katacak olursak muazzam bir sürprizdi. Yorumcular hamlenin avantajlarını değerlendiremediler bile.

Hamleyi izleyen üç saatin sonunda AlphaGo galip gelmiş, beş oyunluk karşılaşmada iki sıfır öne geçmişti. Makineler bugüne dek satranç, dama, Othello ve Jeopardy! gibi oyun ve yarışmaların bir numaralı isimlerini alt edebildi.  Fakat daha önce hiçbir makine, satrançtan çok daha karmaşık olan go oyununun bir numaralı isimlerini yenememişti.

Güç ve Gizem

Bu hamleyi herkesten iyi değerlendirebilecek kişi, Fan Hui olsa gerek. Kendisi üç kez Avrupa go şampiyonu olmuştu ve AlphaGo’nun karşısına çıkan ilk usta oyuncuydu. İkili Ekim ayında beş oyunluk bir maç yapmışlardı ve Fan Hui hepsini kaybetmişti. Ama içerleyip uzaklaşmadı, o zamandan beri AlphaGo ekibine danışmanlık yapıyor ve ekip de bu sırada yapay zeka sistemini çok daha yüksek bir seviyeye ulaştırdı. Yorumcular gibi Fan Hui de başta bu hamleyi nasıl karşılamak gerektiğini bilmiyordu. Fakat dediğine göre, on saniye kadar sonra, hamlenin o zamana kadarki seyirle nasıl bir ilişkisi olduğunu ve AlphaGo’nun daha önce oynadığı 18 siyah taşla nasıl uyuştuğunu görebilmişti.

Ortalama bir insan bu hamleyi asla anlayamayacaktır. Fan Hui’nin ise aylar boyu AlphaGo’yu yakından izleme olanağı olmuştu ve makineyle defalarca oynamıştı. Neticede AlphaGo’nun galibiyeti de hamlenin değerini kanıtlar nitelikteydi. Makine iki karşılaşmada da hiçbir insanın yapmayacağı hamleler yaparak en iyi oyuncuları alt etmişti.

Bu galibiyet, Google’ın eserinin altında yatan makine öğrenimi teknolojilerinin gücünü ve gizemini çoğu şeyden daha iyi anlatıyor. Bu teknolojiler daha şimdiden Google ve Facebook gibi şirketlerdeki pek çok internet uygulamasını yepyeni bir şekle soktu ve bilimsel araştırmalardan robot çalışmalarına, her şeye uzanabilen bir kapasite barındırıyor. Böyle teknolojiler sayesinde AlphaGo, insanların go oynarken yaptıkları binlerce hamleyi inceleyerek oyunu öğreniyor ve sonra kendi başına defalarca oynayarak ustalaşıyor. Sonuçta, benzersiz güzellikte bir sistem ortaya çıkıyor.

Fakat AlphaGo’nun zaferi, oteldeki basın mensuplarının birçoğuna ve karşılaşmayı Youtube’dan takip etmiş milyonlarca insana bir tür üzüntü de vermişti. Bizlerden biri, daha birkaç gün önce hayli güçlü bir pozisyondayken, bir andafevkalade zayıf kalmıştı.

Kontrolü Kaybetmek

Karşılaşma sonunda, basın toplantısının yapılacağı salona doğru yürürken tuhaf bir üzüntü içindeydim. Yolda karşıma Çinli muhabir Fred Zhou çıktı; ülkesindekiler bu maçı ilgiyle takip etmişti. Google’a göre, Çarşamba öğleden sonra oynanan Game One’ı 60 milyon Çinli izlemişti. Zhou kendisi gibi bir teknoloji muhabiri ile konuşabildiğine sevindiğini söyledi; basın mensuplarının karşılaşmaya alelade bir maç muamelesini yapmasından ve Google’ın makine öğrenimi teknolojilerine övgüler yağdırmasından yakınıyordu. Sonra tonu biraz değişti. Çarşamba günü oynanan oyunu AlphaGo kazandığında çok heyecanlanmış olduğunu, oysa şimdi bir tür umutsuzluk hissettiğini söyledi. İlk oyunda Lee Sedol gafil avlanmıştı. İkincisinde ise düpedüz çaresiz kalmıştı.

Seul’da bir girişimcilik destek programı yürüten Oh-hyoung Kwon da, Lee Sedol kendi ülkesinden olduğu için değil bir insan olduğu için benzer bir üzüntü hissettiğinden bahsetti. Kwon, Elon Musk ve Sam Altman gibi isimlerin ne zamandır söylediği şeyleri tekrarlayarak, makinelerin insan kontrolünden çıkma potansiyelini şimdi daha da idrak ettiğini bile söyledi. AlphaGo’nun galibiyeti konusunda, “Tüm insanlar için bir dönüm noktası oldu,” dedi. “Bize yapay zekanın artık yanı başımızda olduğunu gösterdi ve tehlikelerini de fark etmemizi sağladı.”

Four Seasons’daki karşılaşmayı izleyen basın toplantısında Lee Sedol, dört saatlik oyun boyunca kontrolün kendisinde olduğunu bir an bile hissetmediğini söylediğinde o üzüntü daha da arttı. Game One ile ilgili olarak bir yorumcuya “Dün şaşırmıştım,” dedi. “Bugün ise söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum. Oynanan oyuna bakacak olursanız, benim adıma hazin bir mağlubiyet olduğu açık. Oyunun başından itibaren önde olduğumu hissettiğim bir an bile olmadı.”

Olay sadece 37. hamle değildi. AlphaGo’nun şaşırtıcı başka hamleleri de olmuştu; bunların birini daha oyun başlar başlamaz yapmıştı. Sonunda Lee Sedol, Game One’dan farklı olarak, AlphaGo’nun bu kez hiç hata yapmadığını söyledi. Bir tane bile. “Kusursuza yakın bir oyun sergiledi gibi hissediyorum sahiden,” dedi. Google’ın makinesinin üstünlüğünü kabullenmiş gibiydi ve karşılaşma, kendisi bir oyun bile kazanmadan bitmesin istiyordu. Oysa kısa bir süre önce, zafer kazanacağına kesin gözüyle bakıyordu.

Makine İnsanı Değiştiriyor

Daha önce Fan Hui de aynı şeyleri yaşamıştı. Karşılaşma sonrasında konuşulanlardan anlaşılan, Lee Sedol’la empati kurabiliyordu ve Koreli oyuncunun performansıyla ilgili olarak internette acımasızca eleştiriler yapanlara çıkışıyordu. “Lee Sedol’a yüklenmeyin,” diyordu. “Anlayışlı olun.” Fakat Ekim ayındaki oyunda aldığı yenilgi ve bunun tüm dünyada haber olması (ve Lee Sedol’un mücadelesini izlemek) hayli güç olmuş olsa da, temel duygusu üzüntü değildi.

Önceki beş ay boyunca AlphaGo ile defalarca oynadığından makinenin nasıl iyileştiğine günbegün tanık olmuştu. Bir yandan kendisinin de geliştiğini fark etmişti. Bu tecrübe oyuna bakış açısını değiştirmişti gerçekten de. Google’ın makinesiyle ilk oynadığında dünya 633.sü idi, şimdi ise 300’lere yükselmişti. AlphaGo Ekim ayından bu yana ona, yani bir insana daha iyi bir oyuncu olmayı öğretmişti. Daha önce görmediği şeyleri görebiliyor şimdi ve bundan mutlu. “Öyle güzel ki,” diyor. “Öyle güzel ki.”

 

Cade Metz’in Wired’da 03.11.2016 tarihinde yayımlanan yazısından çevrilmiştir. 

Yazının orijinal linki: https://www.wired.com/2016/03/sadness-beauty-watching-googles-ai-play-go/

Çevirmen: Gülin Ekinci

Görsel kaynağı: Wiki Commons

Author No machine-readable author provided. Katpatuka assumed (based on copyright claims).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.